Ana Sayfa / Genel Psikiyatri (Tümü) / Terör’ e karşı canımızı, sağlığımızı ve psikolojimizi nasıl koruyabiliriz?
dsd

Terör’ e karşı canımızı, sağlığımızı ve psikolojimizi nasıl koruyabiliriz?

Terör 2000’li yılların ayrılmaz bir parçası oldu. 2001 de ABD de ki terörden sonra Londra, Madrid te ki terör olayları, son olarak Paris’teki iki ayrı büyük terör aksiyonu insanların psikolojik düzenini bozdu. Büyük ölçüde sağlık sorunları yaşandı ve Paris te belediye çok akılcı bir atılımla devlet desteğiyle bireylere psikiyatrik tedavi olanakları tanıdı. İnsanların bundan çok fazla etkilenmemesi için her şeyi yaptı. Bir yandan Paris te sıkıyönetim ilan eden Fransa; diğer yandan da bu insanların sosyal yaşamdan kopmamaları için ellerinden gelen her şeyi yaptılar.

Yılgınlık göstermemeliyiz. Ankara’da 5 ay içinde 160’ın üstünde terör kurbanı oldu. Ankaralılar artık sokağa çıkmaya korkmaya başladılar.

Ani beklenmedik felaketler ve vahşetleri insanları çaresiz ve güçsüz hissettirir.

İnsanların daha önceden alışık oldukları iletişim bağları, tepetaklak olur, hayat düzenleri bozulur, anlamsızlaşır yerini büyük bir korkuya, güvensizliğe, çaresizliğe, kontrol kaybına bırakır.

Çaresizlik içine girmeyelim

Çaresizlik çözümsüzlüğü beraberinde getirir. Çünkü korku insanı zihinsel ve fiziksel olarak bloke eder. Bir şey düşünemez. Çözüm de üretemez. Her an tekrarlayabilecek tehlikeye karşı gergin ve kaygılı olur. Dikkatini sadece kendinin ve yakınlarının hayatta kalmasına yoğunlaştırır.

Son aylardaki ardı arkası kesilemeyen terör olayları, doğudaki iç savaşa benzer olaylarda her gün gelen şehit haberleri insanları yukarıda bahsettiğim psikolojik duruma sokmaktadır.

Verilen tepkileri sıralayacak olursak:

Aşırı kaygı ve korku, kolaylıkla irkilme, uyku bozukluğu ve kâbuslar, sinirsel patlamalar, aşırı tetikte ve gergin olma hali, güvensizlik, çok hassas insanlarda terleme, çarpıntı, aşırı huzursuzluk, bulantı ve kusma halleri görülür.

Git gide bütün bu duygular günlük hayatımızın bir parçası haline gelir. İçimize kapanır ve sosyal hayattan koparız. Sosyal yaşamın, sosyal hayatın içinden ayrılmamalıyız. Birçok korkumuz, kaygımız, kâbuslarımız, sinirsel patlamalarımız olmaktadır fakat artık Dünya Savaşları ülkeler arasında olmuyor, ülkelerin içinde belirli güçler gelip böyle savaşlar çıkarıyor. Türkiye de bunun için son zamanlarda hedef ülke olarak seçilmiş bulunuyor.

Ama hayat her şeye rağmen devam ediyor. Ümidimizi kaybetmeden olabilecek tehlikelere karşı güçlü olmalıyız. Bu konuda her zamankinden daha fazla birbirimize ihtiyacımız var. Sosyal ağlarımızı harekete geçirip birbirimize karşılıklı destek ve güç vermeliyiz.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

tarafsiz haberler