Ana Sayfa / Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi (Tümü) / Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu
dikkat-eksikligi-hiperaktivite-bozuklugunda-ofke-sorununa-8220dehbka8221dan-care-669

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu

Çocukluk çağının en sık görülen psikiyatrik bozukluklarından birisidir. Okul çağındaki ortalama 25 çocuktan bir tanesinde görülebilen bu bozukluk, son yıllarda giderek artan bir biçimde gündeme gelmektedir. Bunun en önemli nedeni, artan iletişim olanaklarıyla sağlık çalışanlarının ve halkın bu konudaki bilgilerinin artmasıdır. Ayrıca giderek artan çocuk psikiyatristi sayısı sonucu, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan çocuk ve gençler, geçmiş yıllara göre çok daha fazla oranda tanınmakta ve tedavi edilebilmektedir. Bunun sonucu, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan çocukların sorunlarına çözüm bulunması, toplumda yardım arayışında gözle görülür bir artışa yol açmaktadır.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu üç temel özellik göstermektedir.

1.Aşırı Hareketlilik

2.Dürtüsellik (istekleri ertelemekte güçlük)

3.Dikkat eksikliği

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan çocukların bazılarında sadece dikkat eksikliği belirtileri gözlenirken; bazılarında sadece aşırı hareketlilik-dürtüsellik görülmektedir. Diğer bir grup çocukta ise aşırı hareketlilik, dürtüsellik ve dikkat eksikliği belirtilerinin tümü bir arada bulunmaktadır.

Hiperaktivite küçük yaşlarda başlamasına rağmen en fazla çocuklar okula başladıklarında aşırı hareketlilik, isteklerini ve duygularını kontrol etmede güçlük, inatçılık, söz dinlememe, kurallara uymama,sınır tanımama,dürtüsellik, dikkat eksikliğiyle kendini göstermektedir.

Oluşumunda birçok faktör rol oynayabilir.Genetik faktör bunlardan en önemlisidir. Bu yapılan araştırma (tek yumurta ikizlerinde) eğer birinde hiperaktivite saptandıysa % 90 olasılıkla öbür ikizde de aynı bulgulara rastlanmaktadır. Öbür taraftan beyindeki bilgi alışverişini düzenleyen neurotransmitterler : dopamin,noradrenalin ve serotonin arasındaki dengesizlikler veya bunların hücreye ulaşamaması nedenlerden birisidir.

Doğum öncesi anne karnında sigara,alkol kullanımı, annenin geçirdiği bir hastalık,zehirli maddelere veya traumaya maruz kalmak normale nazaran dikkat eksikliği ve hiperaktivite görülme oranına gözle görülür şekilde artıkmaktadır.

Doğum esnasında oksijen azlığı da hiperaktivite oluşturma nedenlerden biri olarak kabul edilmektedir.

Değişen gıda ve beslenme alışkanlıkları, öncelikle fast food ve şekerli yiyecekler, nedenlerden bir tanesidir. Aile eğitimi ne kadar kuralsız,aşırı hoşgörülü, sınırsız bir eğitim sebeplerden bir tanesi olabilirse, çocuğun geçirdiği depresyon da yanlışlıkla hiperaktivite bozukluğu olarak teşhis edilebilir. Çocuklarda görülen depresyonda aşırı yaramazlık, inatçılık, saldırgan davranışlar ve dikkat eksikliği ön plana çıkar.

Hiperaktivite çocukluk, ergenlik ve yetişkin yaşlarda da devam edebilir veya yetişkinliğe geçiş döneminde kendiliğinden ortadan kalkabilir.

Hiperaktivite çocukların büyük bir oranında görüldüğü için hastalıktan çok beyin yapısının farklılığı olarak kabul ediliyor.

Erkek çocuklarda görülme oranı daha yüksektir ve kendini aşırı hareketlilik,yıkıcı davranışlar ve dürtüsellik olarak gösterirken kız çocuklarında daha çok dikkat eksikliği görülür. Bu da erkek çocuğun normal olarak daha yaramaz davranışı, kız çocuklarının da ‘uyumlu’ davranışı olarak çevreye yansır.

Hiperaktivite ve dikkat eksikliği çocuğun yaşıtlarıyla karşılaştırıldığında anne babalar,çevre ve öğretmenler tarafından daha hareketli,dikkatsiz,isteklerini erteleyememe gibi sorunları olduğunu görürüz. Anne babalar çocuklarını kontrol etmede zorlanır. Diğer çocuklar, hiperaktivitesi olan çocuklar aşırı hareketliliği,saldırgan davranışları ve isteklerini erteleyememesi nedeniyle oyun oynamaktan kaçınır. Anne babalar çocukla olan ilişkilerinde çaresiz, tahammülsüz,sabırsız davranıp bazen fiziksel şiddet uygulama noktasına geliyorsa bilinmesi gereken önemli noktalardan biri; çocuğun sergilediği davranışların çocuğun kişiliğiyle alakalı ve çocuk tarafından bilinçli yapılmış davranışlar olmadığıdır. Bu çocuklara bir şeyi defalarca söylemek gerekebilir. Çünkü bir şeyi yaparken yavaş ve erteleyici davranırlar. Devamlı hareket halindeki çocuklar hem başkalarını rahatsız ederler, hem de büyük bir sınıftaki düzeni ve kuralları altüst ederler. Sürekli bir şeyleri unuturlar, dikkatleri en küçük bir gürültü ve harekette dağılır.

Birçok çocuk ve onlara ev ödevlerinde yardımcı olanlar, anne babalar için ev ödevi yaptırmak büyük bir strese dönüşür. Çocuğun dikkati devamlı dağılır,bir türlü bir sistem ve düzen kuramaz. Akabinde yetişkinler tarafından azarlanır,bağırılır,düzene davet edilir. Zamanla anne baba,öğretmenler ve çocuk arasındaki iletişim bozulur, çocuk ya artık hiç dikkate alınmaz veya düşmanca duygulara bile maruz kalabilir. Anne baba,öğretmen baş edemediği oranda çaresiz kalır,öfkelenir. Çocukların gittikçe dersleri ve ders notları bozulur. Akranlarıyla kavga,şiddet ilişkisine girerler.

Tedavisi; sağlıklı beslenme,psikoterapi ve eğitim ile yapılabilir. Ama bulgular, şiddetli ve ilerlemiş bir vakaya işaret ediyorsa ilaç verilmesi şart olur.

Ama tıptaki en yeni araştırmalar sonucunda geliştirilen ‘neurofeed back metodu’ ile beyindeki metabolizma hem değiştirilebilir hem de kontrol edilebilir. Burada beyin dalgaları ve sinyallerini kontrol etmek zamanla kalıcı olarak öğrenilir.

Bu metod tamamen acısız,yan tesiri olmayan, EEG kablolarıyla çalışan bir sistem olduğu için tavsiye edilir, anne babalar tarafından da daha çok kabul görür.

 

Dr.İnci Şen

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

tarafsiz haberler